30 Aralık 2012 Pazar

Yılın son pazarı...
Yazacak çok şey var ama gücüm yok...
Neyse kafamızı dağıtalım,alın size iki güzel oyun bir kitap:))




12 Aralık 2012 Çarşamba

12.12.2012

Bugünün tarihi 12.12.2012...
Bir daha yan yana gelmeyecek sayılardan oluştuğu için özel olduğu söylenen bir gün. Ama aslında  yaşadığımız her gün artık bizim için bir daha yaşanmayacak özel bir gün...
 
Oğluşumun eserlerinden...

5 Aralık 2012 Çarşamba

Bu aydan payımız düşenler.
Bunlar içerisinde İstanbul Efendisi tek kelimeyle muhteşemdi,mutlaka izlenmeli...
 
 

28 Kasım 2012 Çarşamba

Aşure

2012 aşuremle huzurlarınızdayım efemm:))

21 Ekim 2012 Pazar

Hafta sonu

Sergilere de gidermiş:))

Minik oğlum bugün babasıyla ŞAHMERAN oyununagitti,sonrasında da benimle MONET sergisini gezdi.Akşam da balıklarımızı aldık,evimizin yolunu tuttuk.Sanırım eşimin tüm karşı çıkışlarına rağmen balık günümüzü gelenekselleştirmeyi başarıyorum:))

Kurban ve Çocuk

Çoğumuzun, çocuklukla ilgili önemli hatıralarında bayramlar büyük yer tutar. Bayram kimi zaman hediye, kimi zaman harçlık bazen de kavuşmaktır. Ama illa, heyecandır bayram. Heyecandır bir gece öncesinden uykumuzu kaçıracak kadar. Herkesi aynı şeyin etrafında kenetlendiğini görmenin heyecanıdır belki. Bayram süresince topluma karışır, sevmeyi sevilmeyi yeniden yaşarız. Bayramlar yoluyla toplumsal birlikteliği, dayanışmayı, kaynaşmayı, kişisel fedakarlığı ve daha nice şeyleri öğreniriz. Bu nedenle bayramları yaşamak, dahası bayramları çocuklarımıza yaşatmak hepimizin görevidir. Çünkü bayram deyince çoğumuzun aklına, bayramlıklarını giymiş, güzelce süslenmiş gülümseyen çocuklar gelir. Pedagoji Derneği olarak bayramın, dahası kurban bayramının çocuklarımıza bakan yönlerini sizlere aktaralım istedik.
ÇOCUKLARA BAYRAMI NASIL YAŞATALIM?
Şüphesiz, yetişkinler olarak ilk yapmamız gereken çocukların bayramı doya doya yaşamalarını sağlamaktır. Bu amaçla, içinde bayram geçen hikâyeleri ve şarkıları araştırıp bayram süresince çocuklarımızla paylaşmak onlardaki bayram bilincini geliştirecektir mesela. Çocuklarınızla birlikte söyleyeceğiniz bir bayram şarkısı bayramı onların hatırlarında daha iyi yer etmesini sağlayabilir. Aynı şekilde akrabalarımızı ziyaret ederken, her ziyarette bayramda ziyaret yapmanın önemi üzerine vurgu yapabiliriz. Bu bayramda ziyaret edeceklerimiz sadece kendi arkadaşlarımız değil, çocuklarımızın da arkadaşları olabilir pekâlâ. Çünkü bayramda arkadaşlarını görmek, onlara hediye götürmek onların da en doğal hakkıdır.
Yedi yaş üstü çocuklarımızla bayramda kabristanları ziyaret edip, büyüklerimizi anmak ne de anlamlı olur. Bu ziyarette çocuklarımızdan gelecek “İnsanları neden toprağa gömdüler, orada ne yiyecekler?” gibi sorulara hazırlıklı olmamız gerektiğini sanırım hepimiz biliyoruz. Bayram öncesinde, çocuklarımızla birlikte küçük hediyeler alıp, bu hediyeleri diğer çocuklara dağıtmak, bayramın paylaşmak olduğunu onlara öğretir. ‘Bayramlık’, çocuklara bayramı hatırlatan, onların hatıralarında güzel izler bırakan bir uygulamadır. Elimizden geldiği kadarıyla çocuklarımıza bayramlık elbiseler almak, onları ilk olarak bayram sabahı giydirmek, bayramın ayrı bir güzelliği olarak çocuklarımızın anısında yer edecektir. Bu bayramda kurbanlıkların satıldığı yerleri çocuklarımızla birlikte ziyaret etmek, yine bayrama dair tatlı bir anı olacaktır.
ÇOCUKLARIMIZA BAYRAMI NASIL ANLATALIM?
Kurban bayramında çocuklarımıza bayramı anlatırken, kurbanlıkların kesimi üzerinde değil kurbanın sosyal boyutu üzerinde durmak daha faydalıdır. İnsanların bayramda yardımlaştığını, akrabalarını ziyaret ettiğini, fakirlere et ve para yardımında bulunduklarını anlatmak daha doğrudur. Et yiyemeyen çocukların, kurban bayramında et yiyebildikleri, mutlu olduklarını anlatabiliriz çocuklarımıza. En güzeli de kesebildiğimiz kurban eti ya da hediyelerle ile birlikte bir fakirin kapısını birlikte gitmektir.
İbrahim Peygamber ile oğlu İsmail’in kıssasını anlatacaksak çocuklarımıza, vurguyu bıçağa, kesmeye değil de İsmail Peygamber’in teslimiyetine ve babasının sözünü yerine getirmesine yapmak daha doğru olur. Bu kıssanın özellikle 7 yaş ve üstü çocuklara anlatılması bizce daha yerinde bir davranıştır. İsmail Peygamber’in kesilmek için değil, hediye edilmek için götürüldüğünü söylemek çocuklarımızın ruhu için daha uygundur. Kastımız, 12 yaş altı çocuklara alınan kurbanlığın kesildiğini, öldürüldüğünü söylemek yerine Allah’a hediye edildiğini söylemek gerektiğidir. Bu yaş çocukları için ‘kurban etmek’ kelimesini ‘hediye etmek’ olarak açıklayabiliriz. 12 yaş öncesi çocuklara “Bu ineği kestiniz mi?” diye sorduklarında “Allah’a hediye ettik” şeklinde cevap verebiliriz.
Dünyadaki tüm canlıların birbirine yardım ettiğinden bahsetmek, bitkilerin ve hayvanların bizlere besin olduğuna, biz onları yediğimizde mutlu olduklarına değinmek yerinde olur. Bu çerçevede kurban edilen hayvanları, insanların yiyip güçlendiğine; hayvanların bizim güçlenmemize yardımcı oldukları için çok sevindiklerine değinebiliriz.
ÇOCUKLAR KURBAN KESİMİNİ İZLEMELİ Mİ?
Çocukların kurban kesimini görmesi kültürlere ve bölgelere göre farklı değerlendirilebilir. Köy ortamında yaşayan çocuklar, zamanla alıştıkları kesim işlemini yadırgamayabilir. Çünkü bu ortamda, ölü hayvan, kan görmek hayatın bir parçası gibidir. Özellikle hayvancılıkla uğraşan bölgelerde çocuklar defalarca hayvanların kesim işlemine şahit olur. Bu onlar için hayatın içinden ve alışılmış bir olay olarak algılanabilir. Ancak büyük şehirlerde hayvanları sadece et olarak önünde gören, kendi kanını bile pek az görmüş çocuklar için kurban kesimini görmek oldukça olumsuz sonuçlar doğurabilir.
Günümüz şartlarına göre genel bir değerlendirme yapacak olursak, 7 yaş altı çocukların kurban kesimine uzaktan bile şahit olması sakıncalıdır. Yani7 yaş altı çocuklar kurban kesim işlemini görmemelidir. 7-12 yaş arası çocuklar, ısrarcı olduklarında kurban kesimini ancak uzaktan izleyebilirler. Ancak bu izlemede çocuklar, bıçak, kan, hayvanın çıkarmış olduğu hırıltı gibi olumsuz görüntülere şahit olmamalıdır. Ergenlik dönemine girmiş, 12 yaş üstü çocuklar ise kurban kesimini izleyebilirler. Kızların ve erkeklerin kurban kesiminden etkilenmeleri farklı olabilir. 12 yaş üstü bile olsa kız çocuklarının hassas durumlarını göz önüne alarak değerlendirme yapmak daha doğru olur.
Çocuklar kurbanlıkları severler, onlarla duygusal bağlar kurabilirler. Kurban kesildikten sonra, “Bak bu senin beslediğin koyunun eti, hadi ye.” demek çocuk için yıkıcı olabilir. Yine kurbanın kanını alıp çocukların alnına sürmek, çocuk ruhunda olumsuz derin izler bırakabilir.
Çocukları mutlu ettiğimiz, onların ruhlarını incinmekten koruduğumuz nice bayramlara. Bayramınız kutlu olsun…

7 Ekim 2012 Pazar

Sezon açılışını bu oyunla yaptık,haydi iyi seyirler:))

10 Eylül 2012 Pazartesi


Bugün okullu olduk, yeni yaşımızda hayatımızın yeni bir dönemine adım atmış olduk.
Hayat sana hep benim gözümle baksın canım oğlum...
Sır filmine gidelim,azıcık gerilelim dedik ama ııııhhh hiç beğenmedik.Yani tavsiye etmeyeceğim başarısız bir flm:((

3 Eylül 2012 Pazartesi


Su gibi okunacak bir kitap ,elime aldım ve bir anda bitiverdi.Edebi kaygınız yoksa çerezlik
 tam tatil kitabı aslında ama bizim bücürle şezlongda böyle lükslerimiz yok:))

1 Eylül 2012 Cumartesi

Sonbahar...

Okul,yağmur,sarı yapraklar,kısalan günler...
Hiç  olumlu bir şey yok mu bu sonbaharda ?
Var tabi biriciğimin doğum günü:))

1 Haziran 2012 Cuma

En sevdiğim mevsim yaz başladı:)))

21 Mayıs 2012 Pazartesi

16 Nisan 2012 Pazartesi

böcek ya :))Geçen akşam mağazada böyle çıkıverdi karşıma:))

28 Mart 2012 Çarşamba

M.İ.N.İ BLOG

Sevgili nemasalneruya.blogspot.com/ un sahibi Nazlı ve İlker bebeğin annesi çok güzel bir faaliyete girişmiş,çocuklarının artık kullanmadığı eşyalarını çok çok uygun fiyata elden çıkarıyor .Bence ihtiyacı olanlar kaçırmasın,biz minnak için oyun halısını kaptık:))Burdan tekrar çooooooook teşekkürler:))

21 Mart 2012 Çarşamba

17 Şubat 2012 Cuma

Merakla beklediğim bir filmdi,bugün izledim. Genel olarak güzel, akıcı, sıkmıyor yalnız kanlı sahneler beni çok kastı. Müzikler  çok iyiydi. Amerikan filmlerinin aratmayan efektler de cabası.Fakat senaryo biraz zayıf gibi geldi bana birde Ulubatlı Hasan, Fatih Sultan Mehmet'in önüne geçmişti ve bence böyle olmamalıydı.

10 Şubat 2012 Cuma

NİŞAN SOFRASI

Evet bir tatili daha bitirdik ve döndük.Ancak ben çarşambadan beri şiddetli soğuk algınlığı teşhisiyle yatıyorum.Başlığa gelecek olursak bu tatilin en önemli olayı erkek kardeşimin nişanıydı.Ben de elimden geldiğince bir şeyler hazırlamaya çalıştım,gelin haımın elbisesi yeşil olunca süslemelerin rengi de yeşil oldu, bakalım beğenecek misiniz:))

1 Ocak 2012 Pazar

Yeni yılda;
Konuşmadan önce dinleyin,
Yazmadan önce düşünün,
Harcamadan önce kazanın,
Dua etmeden önce bağışlayın,
İncitmeden önce hissedin,
Nefret etmeden önce sevin,
Vazgeçmeden önce çabalayın,
Ölmeden önce yaşayın.
Hayat budur.
"Onu hissedin,
Onu yaşayın ve ondan hoşnut olun."